16/12/2007 · Kategori: siir
susadım da
su sandım gözlerini
aklımı aldı bir ab-ı hayat
ben kandım da
doyuramadım kalbimi…
kovulmuş hikayelerden sana gelmek
yeniden başlamak olacaktı ve oldu…
başladım
içime gözlerinden
bir ab-ı hayat doldu…
kimse bilmesin diye senden öncemi
sen oldum
hiç umursamadan kendimi…
sonrası her şehrin her yerindeki hayat artıkları işte
senden benden bir diğerinden
ve hatta bu şehre sehven gelen
her hangi birinden.
16/12/2007 · Kategori: siir
Bin defa mı kanar insan aynı yerinden
Aynı cerahat aynı yaradan her gün akar mı
Düşümde gördüğüm ırmaklardan ne bir yol
Ne bir umut çıkmadı
Kaldım aynı sancı aynı sızılarla bir
Bir ben kaldım
Herkes gitti
Ben ne zaman göçeceğim kim bilir…
Her dem olsun isterdim
Ne güzel olurdu hem de
Her yara bıçak lekesi olsa bedende
Ve iyileşse bir avuç toz şekerle
23.03.2007
16/12/2007 · Kategori: deneme
Yaşamak, umudun hayat merkezine çocuk yaşta bir padişah gibi getirilmesini anımsatır bize. İnanç ve sanatta “ümit ve korku” ancak böyle açıklanır. Yaşamak, bir tuvaldeki keskin kavisleri aynı anda bir dalga kadar hoyrat görmek ama dokunulduğunda bir su şeffaflığını da hisedebilmek olarak formüle edilmelidir. Yaşam içinde zamanın bize kazandırdığı da işte bu suya dokunabilme fırsatıdır.